Akıl Oyunları / A Beautiful Mind Film Analizi

Filmin Künyesi

Filmin Adı: A Beautiful Mind / Akıl Oyunları

Yönetmenin Adı: Ron Howard

Oyuncular: Russel Crowe, Jeniffer Connelly, Paul Bettany, Josh Lucas.

Yapım Yılı: 2001

Bu yazımızda gerçek bir hayat hikayesinden alınmış bir yapım olan Akıl Oyunları filminin analizini paylaşıyoruz. Karşınızda Akıl Oyunları Film Analizi…

“Akıl Oyunları” Filmin Konusu

A Beautiful Mind, Türkçe çevirisi Akıl Oyunları olan film, Nobel Ödülü olan Amerikan matematik profesörü John Nash’in hayatını ele almıştır (2001).

 John Nash, dahilik düzeyinde matematik bilgisine sahip, yetenekli, zeki ve ilgili üniversite öğrencisidir. Her yıl bir kişiye verilen, kazanılması zor olan Cornici bursunu kazanır. Ama o yıl kendisi gibi başarılı olan Hansen de bu bursu kazanmıştır. Üniversite hayatı boyunca Hansen’i kendisine rakip olarak görür. Üniversiteye ilk geldiğinde derste bir hocanın konuşmasından çok etkilenir. Şöyle demiştir: Yenilikçi olun, bu dönemin dahileri siz olun, bu dönemin Einstein’leri içinizde…

Geldiği ilk günden itibaren çalışmaya başlar. Yaratıcı düşünce ve mantığa odaklı birisidir. Derslerin vakit kaybı olduğunu, otantik yaratıcılık potansiyelini yok edeceğini, işin gerçek dinamiklerinin öğrenilmesi gerektiğini düşünür. Bu yüzden derslere girmez. Her zaman önemli biri olmak ister. Öne çıkabilmek ve saygınlık kazanabilmek için orijinal fikirler bulmaya çabalar.Zaman buldukça üniversite arkadaşlarıyla alkol içmeye gider. Buradaki kadınlarla iletişime geçmeye çalışır. Ama iletişim kurma konusunda problemler yaşar. Cinsellik odaklı düşünen Nash, ilişkinin ilk faslını atlayıp, cinselliğe doğrudan yönelmesinden kaynaklı sürekli red cevabı alır. Her reddedilişinde hayal kırıklığı ve utanç yaşadığı için halüsinasyonlar görür.

Pek arkadaşı yoktur, insanlarla arası ve iletişimi iyi değildir ve bunun farkındadır. Lisede öğretmeninin söylediği beyninin çok geliştiği fakat kalbinin bir o kadar geri kaldığı düşüncesine inanır. Rakip gördüğü Hansen’le oynadığı bir stratejik matematik oyununda yenilir. Bunun üzerine oyunda bir problem olduğunu, yenilmesinin mümkün olmadığını savunur. Arkadaşlarının dalga geçmesiyle rezil olduğunu düşünüp hüsrana uğrar, utançla odasına gider.  Hansen’le yaşadığı bu alaycı, stresli tanışmadan sonra odaya geldiğinde ilk halüsinasyonu ortaya çıkar.  Bu karakter kendisini oda orkadaşı olarak tanıtan Charles Herman’dır.  Başlangıçta Herman’ı görmezden gelir fakat Herman inatçı çıkar.

Wheeler’i kazanmak ve tek gidecek kişi olmak için çok kararlı olan Nash, orijinal fikir ve yararlı olabilecek tez konusu bulmakta güçlük çeker. Rakipleri tezlerini yazıp onaylatmışlardır bile. Günlerce tez hakkında düşünür, hatta yemek yemeyi dahi unutur. Wheeler’e gidememe, kaybetme korkusu yaşar.  Çay  salonuna indiğinde bir profesöre saygınlık gösterisinde bulunulduğunu, profesörlerin kalemlerini takdim ettiklerini görür. Bu durumdan çok etkilenir. Başarmak dışında başka bir şey  olmadığını düşünür. O kadar hırslıdır ki odasına gittiğinde tez konusu bulamadığı için çok sinirlenir ve bu durum cama kafa atarak kendini yaralamaya kadar varır. Stresi bir an yaşadığı için halüsinasyonlar görmeye devam eder. Çok geçmeden bir tez konusu bulur. Adam Smith’in oyun teorisini geliştirip kendi diferansiyel ile denge teorisini ortaya atar.  Bu sayede 150 yıllık ekonomi teorisini yanlışlığını kanıtlayarak Wheeler’e gitmeye hak kazanır.

Eğitimini tamamladıktan birkaç yıl sonra Wheeler’de laboratuvar analistçisi olarak iş hayatına başlar. Burada ders verdiği sınıftaki bir kızdan etkilenir. Kendisini anlayışıla karşılayan ve anlayabilen, büyük olgunluk gösteren Alicia ile sevgili olduktan bir süre sonra evlenir.Zamanla ders anlatmanın zaman kaybı olduğunu, kendisinin çok önemli bir görevde bulunması gerektiğini düşünerek halüsinasyonlar görmeye başlar. O dönem Amerika ile Rusya soğuk savaş dönemindedir. Halüsinasyon gördüğü bir esnada yeni bir karakterle karşılaşır. Kendisinden Rusya’nın elindeki taşınabilir atam bombasının yerinin bulunması, ABD’ye yönelik olabilecek olası bir patlamaya karşı yer tespitinin yapılması, bunun içinde Rusların ajanlarıyla haberleşmek için kullandığını düşündüğü yeni özgürlük adlı dergideki şifreleri çözmesi için William Parcher tarafından ABD ajanı olarak işe alınır. Parcher’in hayatında gördüğü en yetenekli şifre çözücüsü sensin diyerek gururunu okşadığı Nash ajanlık görevini kabul eder.

Dergilerden şifre çözmeyi başardıkça, gece vakitleri mühürlü bir zarf içerisinde söylenilen malikanenin posta kutusuna atması istenilir. Malikanenin kapısının açılması ise koluna takılan rodyum çipinin üzerinde devamlı değişen şifrelerin oluşması ile, bu şifreyi posta kutusuna girmesiyle kapı açılır. Çözmüş olduğu şifreli zarfı malikanedeki posta kutusuna atmak gitgide zorlaşır ve Ruslar tarafından takip edildiğini düşünür. Hatta bir defasında ateş altında kalır. Yaşadığı bu olaydan çok etkilenen Nash, kendisinin ve hamile eşinin başına bir şey gelmemesi için işi bırakmak ister. Parcher’in onu Ruslara ele vereceği tehditinden dolayı işi bırakamaz.

Zamanla kapı açılış sesinden dahi korkmaya başlayıp paranoyaklaşmaya kadar gider. Evinin önünden geçen yada park eden her aracı gözetleme ihtiyacı duyar. Eşine dahi anlatamadığı bu durumdan ötürü sık sık yalnız kalma ihtiyacı hisseder. Bir defasında eşinin evin ışıklarını yakmasından dolayı Rusların kendilerini göreceği endişesiyle deliye döner.Harward Üniversitesi’nde ululararası matematik konferansına konuşmacı olarak çağırılır. Konuşma esnasında içeri girip kendisini gözetleyen iki psikiyatristi Rus ajanı zannedip koşarak kaçar fakat yakalanır. Yakalandığı esnada kaçmak için çabalarken psikiyatriste yumruk dahi atmıştır. Eşi Alicia eşinde anormal durumu sezinleyerek psikiyatristten yardım istemiştir.Psikiyatri kliniğine yatırılan Nash’e Paranoid Şizofreni teşhisi konulur ve buna yönelik tedaviye başlanır. Halüsinasyonları iyice artarak hayali oda arkadaşı olan Herban’nın 8-9 yaşlarında küçük yiğenini Mercie’yi de görmeye ve onunla konuşmaya başlar.  

Psikiyatrist, eşi Alicia’ya kocasının şizofren olduğunu, Herban, Mercie ve Parcher adlı hayali karakterlerle arkadaş olduğunu bildirdiğinde Alicia inanmakta güçlük çeker ve inkar eder. Bu kişileri araştırdığında kayıtlarının bulunmadığını, eşinin hayalindeki karakterler olduğunu anlar.Paranoyaları daha da artan Nash’in, eşinin hastane ziyareti sırasında görüşme odasında gizli mikrofonlarının bulunabileceğini sessiz konuşması gerektiği konusunda uyarır. Alicia, eşine sanrılar gördüğünü, hasta olduğunu söylemesi Nash’i dumura uğratır ve odayı terkeder. Gerçekten sanrılar görebilir miyim diye düşünürken koluna takıldığını düşündüğü çipi bulmaya çalışır, kolunu yaralar ve çipin orada olmadığını görür.

Psikiyatrist Nash’e yardım edebilmenin gerçek ile hayal ürünü arasındaki farkı göstermeyle mümkün olabileceğini savunur. Kliniğe yatışı gerçekleştirilir. Hastalığının ilerlemesi sebebiyle daha zorlu tedaviler uygulanmaya başlar. Psikiyatrist 10 hafta boyunda haftada 5 kez insülin tedavisine başlar. Tedaviye yanıt veren Nash taburcu olur. Hayatı boyunca ilaç kullanmak zorundadır.Eşi, bir arkadaşına Nash’e olan duygularını şu şekilde ifade etmiştir: Zorunluluk hissediyorum yada terketmek istediğim için suçluluk hissediyorum. Nash’e ve tanrıya öfkeliyim. Nash’e bakıp evlendiğim adamı görmeye çalışıyorum. Sonra o adam bir zamanlar sevdiğim erkek oluyor. Ben de onu seven bir kadın haline geliyorum. Her zaman olmasa da bu benim için yeterli diyor.

Nash, bir defasında ziyaretine gelen arkadaşının yanında ilaç içerken mahçup, üzgün hisseder. Arkadaşının çalışmak dışında başka uğraşlar edinmelisin tavsiyesi üzerine matematiğe ve buna çalışmak dışında neler yapabileceğini düşünür. İnsanlarla iletişime geçmesi gerektiğini düşünüyor, evdeki çöpleri dışarı çıkarıyor. Bir defasında Nash çöpçüyle konuştuğunda eşi şüphe duyup inanmıyor ve dışarıyı gözetlediğinde eşinin doğru söylediğini görerek mahçup oluyor. Artık eşi Alicia öyle bir raddeye geliyor ki Nash ile ne yapacağını bilemediğini, çok çaresiz hissettiğini söyleyip, çığlıklar atıp camları kırıyor.

Nash,  Alicia’dan gizli olarak olarak ilaçlarını birkaç gündür almıyor. Sebep olarak odaklanmada güçlük çektiğini, bundan dolayı hiçbir işini yapamadığını, çocuğunun bakımını üstlenemediğini ve eşini cinsel açıdan tatmin edemediğini savununyor. Çünkü ilaçların cinselliğine olumsuz etki ediyor.İlaçları kullanmayı bıraktan bir süre sonra tekrar sanrılar görmeye başlıyor. Ve ajanlık görevine yeniden dönüyor. Hatta bu görevin gerçek olmadığını kabullenemediğini, göreve döndüğü için çok mutlu olduğunu dile getiriyor. Nash’in düzeldiğini düşünen eşi Alicia, ilaç kullanmadığından habersiz bir gün bebeğini banyoda eşine emanet ediyor. Döndüğünde bebeğini boğulmak üzere olarak buluyor. Bunun üzerine psikiystristi arayıp eve gelmesini istiyor. Eşine engel olmak isteyen fakat zarar vermek istemeyen Nash, istemeyerek eşine vuruyor. Panikleyen Alicia koşarak arabasına binip gideceği esnada, Nash gördüğü karakterlerin hiç büyümediğini hayali olabileceklerini anlıyor.

Kliniğe tekrar yatmak istemeyen Nash, eşiyle birlikte bir çözüm üretiyor. Topluma karışmanın, toplumun bir parçası olmanın iyi geleceğini düşünüyorlar. Özellikle belirli düzeyde bağlantı kurdukları, tanıdık yerleri, tanıdık insanlari görmenin yararlı olabileceğini düşünüyorlar. Eski okulu olan Princeton’a gidiyor. Gittiğinde üniversitede rakibi olarak gördüğü Hansen’in okulu yönettiğini görüyor. Birkaç kez okula gelip gitmenin, öğrenciler tarafından alay edilişlerin, zorlu alışma sürecinin ardından halüsinasyonlarına veda ederek onları görmezden geliyor. Hayal görmekten kurtulabileceği inancını geliştiriyor.

Halüsünasyonları tamamen görmekten kurtulamasa da zamanla onlar da muhatap olmamaya ve uzaklaşmaya başlıyorlar. Bir süreden sonra çok uzaklardan bakışmalar gerçekleşiyor. Bu duruma adapte olan Nash, Üniversitede ders anlatmaya başlıyor. Girmeye tereddüt ettiği, en son yıllar önce üniversitede okurken girdiği çay salonuna girme cesareti gösteriyor. Oradaki profesörler, Nash’e  saygınlık belirtisi olarak kalemlerini hediye ediyorlar. Çünkü yıllar önce geliştirmiş olduğu differansiyel denge teoremi bugünkü modern ekonominin temel taşı haline gelmiştir. Bundan dolayı Nobel’e aday gösterilir ve kazanır. Yıllar önce hayalini kurduğu saygınlığa, önemli bir insan olma isteğine kavuşmuş olur.

Nobel ödülü alımı sırasında yapmış olduğu konuşma dikkat çekmiştir. Eşine ithafen şunları söyler: Hep sayılara inandım. İçinde mantık olan denklem ve hesaplara. Ancak hayatım boyunca onlarla uğraştıktan sonra mantık nedir diye soruyorum. Buna kim karar veriyor? Araştırmalarım sırasında fizik, metafizik ve hayal alemlerine gidip geri döndüm ve kariyerimin en büyük buluşunu gerçekleştirdim. Mantıklı nedenler yalnızca gerçek sevginin gizemli denkleminde bulunabilir. Bu gece burada olmamı sana borçluyum, varolma sebebim sensin. Sen benim mantığımsın…

“Akıl Oyunları” Filminin Psikolojik Ve Psikopatolojik Yönden İncelenmesi

Şizofreni, düşünce, duygu ve davranışlardaki bozulmalar,  — fikirlerin, mantıklı bir şekilde ilgili olmadığı bozulmuş düşünce; hatalı algılama ve dikkat; duygu ifadesinin eksikliği ve uygunsuz duygu dışa vurumu; darmadağınık bir görünüm gibi devinim ve davranışta bozukluklar—  ile tanımlanan bir bozukluktur. Şizofreninin yaşam boyu yaygınlığı %1’den biraz daha azdır ve kadınlara göre erkekleri biraz daha etkiler (Kirkbride, Fearon, Morgan ve ark. 2006; Walker, Kestler, Bollini, Huchman, 2004). Genellikle ilk ergenlik yada erken yetişkinlikte başlar. Nash üniversite öğrencisiyken ilk halüsinasyonlarını görmeye başlamış ve erkektir. 

Şizofreninin alt alanlarından biri olan Nash’te görüldüğünü düşündüğüm pranoid şizofrenide, Nash şüphe, sanrı ve halüsinasyonların etkisi altındadır. Çevresine karşı düşmanca fikirler geliştirip, saldırgan davranışlarda bulunmuştur, olmayan sesler duymuştur. Davranışları bu sesler ve sanrılar ışığında şekillendiği görülmüştür.

Freud şizofreniyi narsistik nevroz olarak tanımlamaktadır ve bunun sebebini kısaca duygusal yatırımların içsel ve dışsal objelere yeteri kadar yapılamaması sonucunda oluşan narsistik yaralanma olarak ele almaktadır. Daha Klein odaklı teorilerde ise Bion her kişilik yapılanmasının psikotik olan ve psikotik olmayan yanları olduğunu belirtmektedir. Buna ek olarak psikotik kişilerde, iç dünya çatışmalarını diğerler insanlara ve ilişkilerine çok aşırı yansıtma (projection) defansı görülmektedir. Tüm bunların sonucunda paranoya düşünceleri çok aşırı boyutlara ulaşmakta ve savunma mekanizmaları çok basit ve akla aykırı gelecek yöntemlere başvurup egoyu güçlü tutmaya çalışmaktadır. Şizofreni hastası olan kişiler diğer insanlardan ve günlük gerçeklikten uzaklaşarak tuhaf inançlar (sanrılar) ve halüsinasyonların (varsanıların) olduğu bir hayata geçebilirler. Nash üniversite döneminde odada yalnız kalmasına rağmen halüsinasyonu neticesinde oda arkadaşı edinmiştir. Hayali olabileceğini hiç düşünmemiştir. Filmin bir sahnesinde hayali karakter Mercie’nin kuşlarla oynamak için üzerlerine koşmuş olmasına rağmen kuşların hiç tepki vermemesi Nash’in şizofreni olduğunun göstergesidir.

Nash, şizofreni için yoğun psikiyatrik tedavi görmesine rağmen semptomların hayatı boyunca devam etmesi hayatını duygusal, ilişkisel ve akademik olarak olumsuz etkilemiştir. Tedavisi sonrası kendi inancıyla da şizofreniyi kontrol altında tutabilmiştir. Sanrılarını görmezden gelerek bir süre sonra hayali karakterlerin kendisinden uzaklaştığını fark etmiştir. Kullandığı ilaçlar sayesinde de delüzyonlarını ve paranoid düşüncelerini azaltabilmiştir. Şizofreni belirtileri, kişinin düşünme, hissetme ve davranış biçimi dahil olmak üzere her yönünü istila eder. Nash bir süreden sonra matematiğe odaklanmada problemler yaşamaya başlamıştır. Eşi Alicia’ya vurmak istememesine rağmen görmüş olduğu sanrılarından dolayı fiziksel şiddet uygulamıştır. Aynı zamanda, su dolu küvetteki bebeğini hayali arkadaşına emenet ederek, bebeğin hayatını tehlikeye atmıştır.

Şizofreni, İstikrarlı bir işi sürdürmeyi, bağımsız bir şekilde yaşamayı ve diğer insanlarla yakın ilişkilere sahip olmayı engeller. Ayrıca diğer insanların alay ve zulmune neden olabilir. Bu belirtilerden kurtulmak için, madde kullanım girişiminde bulunabilir. (fowler, Carr, Carter ve Levin, 1998); bu yüzden şizofrenilerde madde kötüye kullanım oranı yüksektir (Blanchard, Squires, Henry ve ark.).  Nash’in az sayıda arkadaşı, zayıf sosyal becerileri ve diğer insanlarla birlikte olmak için çok az ilgisi vardır. Zamanlarının çoğunu yalnız geçirmeyi ister, yüzeysel ve kısa bir şekilde etkileşime girer ve sosyal etkileşime uzak ve ilgisizdir. Sosyal olarak içine dönük birisidir. Sürekli matematik çalışıyor oluşu, zihninin diğerlerinden farklı çalışması, insanların tasvir ettiği normal davranışlar sergilemiyor oluşu (penguen şeklinde yürümesi, sürekli etrafını kontrol etmesi  gibi) arkadaşlarının ve bulunduğu çevredekilerin alaylarına maaruz kalmıştır. Nash’te arada bir alkol kullanması dışında bağımlılık seviyesinde madde kullanımı olmamıştır. Alaycı davranışlara maaruz kaldıktan sonra kendini matematiğe daha çok verip daha fazla çalışmıştır. Bulacağı keşif neticesinde en saygın ve önemli biri olmak en çok istediği şeydir.

Sabit bir şekilde varlığını sürdüren sanrılar şizofreninin yaygın pozitif belirtileri arasındadır. Kötülük görme sanrıları, şizofreni tanısı almış kişilerin oluşturduğu büyük ve uluslararası bir örneklemde %65 oranında bulunmuştur (Sartorius, Shapiro ve Janlonksy, 1974). Nash’in en büyük problemi sürekli hahüsinasyonlar görüyor oluşudur. Bunlardan birisi de Rus’lar tarafından öldürüleceği sanrılarıdır. Sürekli etrafını kontrol eder. Eve gittiğinde ışıkları açtırmaz. Her araba sesi duyduğunda arabadan inecek kişileri kontrol eder. Ayrıca psikiyatristin de kendisine zarar vereceğine inanır.

Şizofreni hastalarındaki en beligin algı bozukluğu, ilgili herhangi bir uyarıcı olmadan oluşan duyusal deneyim olarak ifade edilen varsanılardır. Bunlar çoğunlukla işitseldir. (Sartarius ve ark., 1974). Nash, çoğunlukla görsel varsanılar görmekle birlikte işitsel varsanılar da duymuştur. Evde bebeği olmamasına rağmen ağladığını duyması buna örnek verilebilir. Şizofreni hastaları günlük hayatta şizofrenisi olmayan kişilere göre daha fazla stres yaşıyor gibi görünmemektedir (Phillips, Francey, Edwards ve ark., 2007; Walker ve ark., 2008). Eşi Alicia’nın daha fazla stres yaşadığı görülmektedir.

Şizofreni tedavileri, çoğu kez kısa süreli hastaneye yatışlarını (hastalığın akut evreleri boyunca), ilaç tedavisini ve psikososyal tedaviyi kapsamaktadır. Herhangi bir tip şizofreni tedavisinde problem, şizofreni hastası olan kişilerin bozulan durumları ile ilgili iç görülerinin olmaması ve herhangi bir tedavi türünü tümden reddetmektedir(Amador, Flaum, Andersan ve ark., 1994). Nash’in şizofreni olduğunu duyduğunda bunu kesin bir dille reddetmiştir. İnkar savunma mekanizmasını kullanmıştır. Arkadaşı, onun yiğeni ve ajanın hayali olduğuna inanamayıp somut deliller aramıştır. Koluna takıldığını düşündüğü çipi bulamayınca ve görmüş olduğu karakterlerin büyümediğini görünce hayali olabileceklerini düşünmüştür. Bunun için tedaviyi kısmen kabul etmiştir.

Nash’te künt duygulanım görülmektedir. Yapılan yirmi üzeri farklı araştırmada şizofreni hastası olan kişilerin yüz ifadelerini, şizofrenisi olmayan kişilere göre daha az yansıttıkları; bu durumun, günlük hayatta yada duygu uyandıran uyarıların kullanıldığı laboratuvar araştırmalarında da geçerli olduğu görülmüştür. Ancak şizofreni hastası olan kişiler, şizofrenisi olmayan kişilerle aynı miktarda ve hatta onlardan daha fazla duygu deneyimlediklerini belirtmektedir (Kring ve Moran, 2008).

Büyük olasılıkla genetik olduğu düşünülen şizofreni hayat boyu devam eden bir bozukluktur. Buna sebep olarak beyinde dopamin oranı gösterilebilir. Eşi Alicia’da zaman zaman farklı duygu-durumlar da görülmüştür. Bakmak için zorunluluk duyduğunu, ara ara terketmek istediğini ama bunun içinde suçluluk hissettiğini, Nash’e ve tanrıya öfkeli olduğunu, eski hallerini düşünerek sevdiği erkeği görebildiğini, bunun yeterli olduğunu söylemiştir. Bazen çok çaresiz ve ne yapacağını bilmediği bir durum içinde olduğunu söylemiştir. Hatta öyle bir raddeye geldi ki içindeki öfkeyi atabilmek için çığlık atıp aynaları kırmıştır. Bazen işine daha çok yoğunlaşması Alicia’nın baş etme mekanizmasına örnek gösterilebilir.  

Nash’in ilaç kullanımından kaynaklı cinsel işlevlerindeki bozulmaları ve erekte olamaması ara ara Alicia’nın Nash’ten uzaklaşmasına neden olmuştur. Nash’in hastalığı sosyal problemlere ve evlilik içi ilişkilerinin bozulmasına neden olmuştur. Alicia ve Nash’te dönemsel depresyon belirtileri görülmektedir. Bunlardan bazıları; kendini yorgun hissetmesi, uykuya dalmadaki çektiği güçlükler, iştahındaki azalmalar, sosyal geri çekilmeler vb. Nash’in yüksek matematik zekasına sahip olması, çözülemeyen problemleri çözmesi, matematikle ilgili yeni keşifler yapmasından dolayı koruyucu faktör olarak yüksek IQ seviyesi gösterilebilir.

Sonuç

Akıl Oyunları filmi Matematik profesörü olan ve bu alanda öğretim görevlisi olan John Forbes Nash’in üniversiteden itibaren halüsinasyonlar görmeye başlaması, bunu yıllarca fark edememesi, evlendikten sonra eşinin kuşku duyup psikiyatriste yönlendirmesiyle Paranoid Şizofreni tanısı alması, kişisel ve ailesel olarak yaşadığı zorlu süreci anlatmaktadır. Oda arkadaşı dediği Herman’ın halüsünmasyon sonucu zihninin kurgusu olması, gördüğü karakterlerin hiç büyümüyor oluşu hastalığının farkına varmasını sağlamıştır. Hastalığın tedavi aşamasında zorlu süreçlerden geçmiştir. Çeşitli savunma mekanizmaları kullanmış, hastalığını kabullenmesi aşamasında eşinin desteğiyle karşılaşmıştır. Nobel Ödülünü alarak hep hayalini kurduğu önemli kişi olma isteğine ve saygınlığına kavuşmuştur. Akıl Oyunları filmi kişilik bozukluğu tanısı almış bireylerde ve şizofreni tanılı bireylerin tedavisinde kullanılabilir. Akıl oyunları filmi şizofreni tanılı bireylerin psikoterapi sürecinde kullanılabilir.

Kaynaklar

Kring, A. M., Johnson, S. L., Davidson G., Neale,J. (2017) Anormal Psikoloji: Şizofreni, 251-284

Korkmaz, Ş. A. (2017) Paranoid Şizofreni tanılı hastalarla Non-Paranoid şizofreni, Anksiyete Bozukluğu tanılı hastalar ve sağlıklı bireylerle karşılaştırması uzmanlık tezi, 1-10, 20-23

Amerikan Psikiyatri Birliği, (2014), DSM-5 tanı ölçütleri başvuru el kitabı, Maddenin/İlacın yol Açtığı Cinsel İşlev Bozuklukları, 213-216

Amerikan Psikiyatri Birliği, (2014), DSM-5 tanı ölçütleri başvuru el kitabı, Şizofreni Açılımı Kapsamında ve Psikozla Giden Diğer Bozukluklar; Şizofreni 49-51

Dr. Salkım, G.,  (2013), Şizofreni ve Şizofreni Spektrumunda Yer Alan Hastalarda Metabolik Sendrom Sıklığı, Seyri ve İlişkili Etmenler Uzmanlık Tezi, 3-4, 7-11

Daha fazla film analizi için tıklayın… https://bilimfeneri.com/category/analizler/

Akıl Oyunları’nın IMDb bağlantısı için tıklayın.. https://www.imdb.com/title/tt0268978/

Ayn zamanda bir kitap olan Akıl Oyunları çeşitli sitelerden satın alınabilir.

Akıl Oyunları Film Analizi. #Psikoloji #Film Analizi #Akıl Oyunları #Guguk Kuşu

Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial