1. Ana Sayfa
  2. Film/Kitap Analizi
  3. Beyza’nın Kadınları Film Analizi

Beyza’nın Kadınları Film Analizi

Beyza'nın Kadınları

Beyza’nın Kadınları Filminin Künyesi:

Filmin Adı: Beyza’nın Kadınları
Filmin Yönetmeni: Mustafa Altıoklar
Oyuncular: Demet Evgar, Levent Üzümcü, Tamer Karadağlı, Arda Kural
Yapım Yılı: 2006

Beyza’nın Kadınları Filmin Konusu:

Film bir cinayet ve cenaze sahnesi ile başlıyor. Komiser Fatih cinayet ile ilgisi olan Dilara diye birisini duyar ve onun izini arar. Sonra bir torbacının bu ismi bildiğini öğrenir ve peşinden gider ancak torbacından bir sonuç alamaz.Kamera balıkçıları gösterir bir süreliğine. Balıkçıların filesine bir ceset takılmıştır. Diğer bir sahnede bir kadın yani Beyza sokakta yürürken fenalaşıyor ve babasının evine koşarak ibadet etmeye başlıyor. Beyza’nın telefonu çalar eşi aramaktadır. Ona ulaşamadığını söyler kızar ve gelip onu alacağını söyler. Beyza’nın az önceki dindar hallerinden eser yoktur.
Babası bir çekmeceyi işaret ediyor çekmeceden Rabia Çınar adlı bir kadının çocukluk fotoğrafı çıkıyor.

Okulda bir çocuğun velisinin okul müdürüyle konuştuğunu görüyor. Veli bir hayat kadınıdır ve geceleri çocuğunu evde yalnız başına bırakıyor. Elif (annesi hayat kadını olan) bir resim çizmiş. Bu resmi psikiyatrist olan eşiyle (Levent Üzümcü) inceleyen Beyza’ya eşi öğrencisinin ondan yardım istediğini söylüyor. Çizdiği resimde ağaç beyazdır Elif’in bu ışığı, veya ten rengini temsilen öğretmeni Beyzayı işaret etmektedir. Elif, ağacın altında bacaklarını toplamış kendisine kapanmış oturmaktadır bu korktuğunu göstermektedir ağacın altında oluşu da korunma ihtiyacını ve çizgiler de hep içe doğrudur. Bunlar kızın sessiz yardım çığlıklarıdır der eşi doruk bey.

Bu sefer Rabia karakteri ile görünen Beyza, Serap hanımı görüşmeye çağırmıştır ve onu azarlar öğrencisi Elif hakkında.Rabia dua ederken birisi ona adıyla fısıltı ile seslenir Rabia aynaya baktığında korkar ve gülmeye başlar. Çünkü aynada bu sefer Dilara karakteri vardır ve sürekli bu iki karakter bu sahnede değişerek konuşmaktadır. Dilara cinselliğe düşkün cinselliğin güç olduğunu bütün dünyayı yönettiğini düşünen karakterdir. Rabia ise dindar bir karakterdir.        

Beyza’nın Kadınları’nın sahnede iki karakter çatışma halindeyken, Dilara cinselliğin güç olduğunu söylediğinde Rabia buna aşırı tepki gösterir. Öyle ki bulduğu bir cam parçası ile vajinasını kesmek üzereyken Dilara baskın çıkar ve bunu engeller sonra der ki “psikopat manyak! Öldürecekti bizi”. Tam bu sırada kapı çalar ve “Beyza hanım iyi misiniz?” diye seslendiği anda diğer karakterler gitmiş sadece Beyza kalmıştır. Beyza ile eşi sinemadayken Beyza’ya kreşten bir telefon gelir ve oradan ayrılır. Bir çocuk parkından geçerken salıncağa bakan Beyza bir an elbise giymiş olan kendi küçüklüğünü sallanırken görür ve bir kadın belirip ona “bu hal ne? Orospu mu olacaksın başımıza?” şekilinde bağırır ve Beyza ağlamaya başlar. Nefesi tıkanır ve yere çöküp emekleyerek ilerlemeye çalışırken küçük bir kız ona doğru koşarak “ben buradayım! Geliyorum Beyza!” Diye seslenir. Beyza “o bulacak bizi kaçalım Elif burası çok karanlık. Pakize anne bana çok kızdı” diyerek sarıldığında kız “Ayla korkma bir şey yok kalk hadi seni hiç bırakmayacağım sen benim en iyi arkadaşımsın. Hadi Beyza ol da gidelim” der. Beyza’nın anıları gözlerinde canlanır ve tekrar Beyza gelmiştir. Beyza, Elif’e sarılırken annesi gelir ve annesi serap der ki “tanımadın mı beni? Terslik oldu Rabia hanım. Senin altınlar da çok işe yaradı Rabia hanım sağol” diyerek oradan ayrılırlar Elif ile. Beyza buna bir anlam veremez. Öğrencisinin velisi neden ona Rabia Hanım diye hitap ediyordu?

Beyza eve döndüğünde eşi neden bu kadar geciktiğini sorar daha sonra ona sarılır öper, Beyza’nın giysisinin üst düğmesini çözecekken Beyza çok uykusu olduğunu söyleyerek uyumaya gider. Ertesi gün Rabia tekrar Serap Hanım’ı ziyarete gider. Serap, Elif’i doktora götüreceği için okula göndermediğini söyler. Rabia bir isim yazar ve Elif’i o doktora götürmesini söyler ve gider. Serap gece çalışırken bir telefon gelir. Serap adrese vardığında kimseler yoktur. Camları boyalı bir depo vardır sadece kapı kendiliğinden açılır Serap içeriye girdiği anda kapı kapanır ve Serap öldürülür. Katil, Serap’ın cesedini bir bacağından asar ve bedenini o bacaktan ayırır.

Bir arazi aracının arkasında uyanır Beyza ağlayarak oradan uzaklaşır ve eşini arar. Eşi ona çok kızmıştır çünkü Beyza ona hiçbir şey hatırlamadığını söylemektedir. Sürekli ortadan uzun süre kayboluyor ve hiçbir şey hatırlamıyor Beyza. (semptom) Ertesi gün denizde bir insan bacağı bulunur. Bacağı analiz eden polisler de cesedin peşine düşer.
Bir sonraki sahnede yine türbeye gelen (veya cami)Rabia karakterini görüyoruz. Beyza’nın eşi dün onu aldığı yeri incelemek için geri döner. Bir adet kullanılmış prezervatif ile üzerinde Rabia yazan bir kart bulur. Polisler (Fatih Komiser) Serap’ın evini incelemeye gittiklerinde Rabia’nın Serap’a verdiği kartı bulurlar ve komşusu ile konuşurlar ve komşusu ona Rabia hanımı anlatır. Polislerin gittiği adres Rabia’nın bulunduğu yerdir. Rabia türbede semazenleri izlerken birden zihninde Dilara’nın anıları canlanır ve artık o Rabia değil Dilara olmuştur. Dilara aşağı bakarken polisleri görür ve kaçar.

Polisler, Rabia’nın yazdığı kartı ve Dilara’dan düşen sigara paketinin üstündeki yazı tiplerini incelediklerinde iki yazının da aynı kadına ait olduklarını bulurlar. Beyza’nın eşi de polislerle birlikte çalışmaktadır ve bunların hasta tek bir kadına ait olduğunu söyler. Bir sonraki sahnede polisler Rabia Hanım’ın 12 yıl önce ölmüş olduğunu söylerler. Doruk eve geldiğinde koltukta sızmış olan Beyza’yı görür, dosyalarını bırakır ve gider. Beyza, Doruk gider gitmez dosyalara bakar ve Serap’ın fotoğraflarını görür. O anda kafasında bazı anılar canlanmıştır. Diğer bir fotoğrafta ise Beyza ilk sahnede öldürdürdüğü adamı görmüş elinden dosyayı düşürmüş ve eşine seslenmiştir. Doruğun yanına giderken nefesi kesilir, zihninde alter kişiliklerinin anıları canlanır ve bayılır. Uyandığında Dilara vardır ve Beyza’nın neredeyse onları ele vereceğini söyler. Bir sonraki sahnede Beyza oturmuş fotoğrafları keserken, odaya giren kadın, Beyza’nın iyi olup olmadığını sorduğunda Beyza, Ayla’nın fotoğraflarının olmadığını sadece Beyza’nın fotoğrafları olduğunu söyler.

Hasta babasının yanına giden Beyza’ya, babası parmağını kaldırarak bir yeri işaret eder ve Beyza işaret ettiği yerdeki dini motiflerin olduğu bi resmi asıldığı yerden indirerek dolabı araştırır. Bir kutu bulur. Kutunun içinde bir sürü fotoğraf vardır. Birisinin arkasında ise yine o isim vardır; Rabia Çınar. Polisler de bu sırada araştırmasına devam ederken Özel Rabia Çınar Yetimhanesi’ni görürler ve oraya doğru yola koyulurlar, tabi Beyza da… Beyza yetimhaneye gelir ve 1975 yılının kayıtlarını ister. Arşivlere indiğinde eski anıları tekrar canlanır ve kendisini Pakize Anne tarafından tacize uğrarken görür. Polisler ise yetimhanenin müdürüyle konuşmaktadırlar onlar da arşive inerlerken bir kadının çığlıklar içinde yardım istediği duyarlar.

Beyza, kayıtları istediği görevliyi bir yere kilitleyip alacaklarını alıp kaçmıştır. Polislerin arabalarının lastiklerini patlatır ki peşinden gelemesinler. Polisler o anda Ayla diye bir kadının da varlığını öğrenirler ve söylerler ki Pakize Anne dedikleri kadın neredeyse yetimhanedeki bütün çocukları taciz etmiştir. Yetimhanede Dilara adında bir müzik öğretmeni varmış ve Rabia ise iyilik sever dindar bir kadınmış. Polisler olayı çözdükçe bir şeyler daha belli oluyor. Fatih ile Doruk, Doruğun evinde konuşmaktadırlar bu sahnede.Fatih’in açıklaması şöyledir: “Pakize, Ayla’yı bacağından bağlayıp parmağıyla tecavüz ediyor. Ayla da Pakize’yi öldürüp bacağını kesiyor. Daha sonrasında işler karışıyor; öğretmeni Dilara’nın kılığına girip Koray’ı öldürüyor. Daha sonra koruyucusu Rabia’nın kılığına girip Serab’ı öldürüyor.” Doruk ise bunu devam ettiriyor “Tecavüz çok büyük bir travma. Çocuk bunu yok saymaya çalışır çünkü çok tehlikeli. Bir süre sonra gerçeklik duygusunu kaybeder. Bütün bu tacizin başkasının başına geldiğini düşünür. Bana tecavüz edilmedi, Ayla’ya edildi.

Dişiliğin ortaya çıktığı durumlarda Dilara, suçluluk duygusu ise Rabia. Bu bir hastalık abi, Disosiyatif Kişilik Bozukluğu.” Bütün bunlar konuşulurken Beyza uyanmış ve onları gizli gizli dilemektedir ve her kelimeyi duydukça daha da şok olan Beyza bir köşeye oturup sessizce ağlamaya başlar. Doruk, katilin kadın olmayacağını, kadının sadece katilin bir aracısı olduğunu yani katilin, kurbanlarını kadının fantezilerine göre seçiyor olabileceğini öner sürer Fatih ayrılmak üzereyken. Fatih gider gitmez Doruk, Beyza’ya koşar, Beyza kendisini aşağı atmak üzereyken Doruk ona Beyza diye seslenir ve yakalar. Beyza ağlayarak “konuştuklarınızı duydum. O insanları ben öldürmüş olabilirim” der. Doruk durumu anlamıştır ve “olabilirsin” diye sakince cevap verir. Doruk, Beyza’nın savunma mekanizmalarını harekete geçirircesine “onu şimdi görsen ne yapardın? onu ilk duyduğunda neler hissettin?” diye sorgulamaya başlar ve Beyza “onu öldürürdüm!” diye cevap verir.

Beyza’nın Kadınları’nın bir sahnesinde polisler olayı değerlendirmektedir yine. Koray’ın bir kasetini izlemektedirler ve Koray aslında bir sübyancıymış. Fatih, katilin çocuk tacizcilerini öldürdüğünü söyler. Asıl soru şudur; Rabia, Serab’ın Elif’in önünde fuhuş yaptığını nereden biliyor?. Rabia Elif’i tanıyor olmalıydı Fatih’e göre ve doğruca Elif’in yanına giderler. Elif ile konuşurlarken bir polis Rabia’nın gelmesini isteyip istemediğini sorar Elif’e ve Elif de Rabia’nın gelemeyeceğini çünkü okulda olduğunu ve adının Beyza olduğunu söyler. Polisler Beyza’nın soy adını da öğrendiklerinde şok olurlar çünkü o onlarla birlikte çalışan Doktor Doruk Türker’in karısıdır aslında. Bir sonraki sahnede Beyza’yı banyoda kötüleşmiş bir şekilde görüyoruz ve babasının evindeki hizmetçilerden birisi banyoya girer iyi olup olmadığını sorduğunda Beyza, Ayla karakterindedir ve o kadını Pakize Anne olarak görür ondan korkar ve onu küvete itekler. Pakize Anne diye seslenir kadına ancak kadın başını çarpmasının şiddetiyle ölmüştür. O sırada Beyza tekrar bayılır gözünün önünden Dilara’nın Rabia’nın Beyza’nın ve Ayla’nın bütün anıları geçmektedir.

Beyzanın zihnini izliyoruz ve Beyza o an fark ediyor ki hepsini aslında Beyza öldürmüş. Ve hepsinin kafasının içinde olduğunu gerçekte var olmadıklarını kendisine tekrar tekrar söylemeye başlamıştır. Bİr kayıkta Beyza bütün kişilikleriyle birliktedir. Hepsi birbiriyle konuşur ancak Ayla konuşmaz o çok içine kapanık çekingen bir kişiliktir. Beyza bütün bunların farkına 25 yıl sonra varmıştır. Bütün kişilikler birbiriyle çatışırken Beyza “yeter! hanginiz öldürdünüz?!” diye bağırır ve Dilara da hepsini aslında Beyza’nın öldürmek istediğini söyler. Ayla ise onu unuttuğunu ve Rabia’da Elif tacize uğrarken nerede olduğunu söylediğinde Beyza yine hepsine susmasını söyler ve kendisinin öldürdüğünü inkar ederek hepsini kayıktan aşağı atar.

Daha sonra ellerinde kan ile uyanır çığlıklar atar. Fatih’e mesaj atar ve babasının evine gelmesini söyler ve aradıkları kadının kendisi olduğunu söyler. Hiçbir şey hatırlamadığını ve hatırlamak istemediğini belirtir. Bütün bildiklerinin polislerin bildiği kadar olduğunu söyler. Fatih Dilara ile konuşması gerektiğini bunun nasıl mümkün olacağını sorduğunda bilmediğini söyler ve ellerini uzatır kelepçelenmek için teslim olur. Fatih kelepçeleri taktığı sırada tekrar Dilara gelmiştir. Dilara Fatih’e kur yapmaya başlar. Daha sonraki sahnede Dilara sorgudadır. Polis ona diğer kimlikleri tanıyıp tanımadığını sorduğunda tanıdığını belirterek “maalesef” der. Fatih insanları hangi kimliğin öldürdüğünü sorduğunda ise Dilara “hiçbirimiz” diye yanıtlar ve hepsinin masum olduğunu söyler.

Daha sonra sorgulamak için Dilara’nın erkek arkadaşı Naim’i getirirler emniyete ve Naim, Dilara’nın söylediklerini, cinayetin işlendiği gece birlikte olduklarını doğrular. Doruk evden, Beyza’yı arar telefondan ve Beyza emniyette olduğunu söyler. Daha sonra kamera Doruğa yakınlaşır ve cinayet sahneleri tekrar farklı bir açıdan gösterilir. Bütün cinayetleri aslında Doruk işlemiştir. Fatih artık Doruktan şüphelenmektedir buna diğer polisin aksine. Doruk emniyete Beyza’yı almaya gittiğinde Doruğu açıkça tehdit eder ve Doruk da bunu anlayıp “onun da zamanı gelecek” der ve sonraki sahne başlar. Sonraki sahnede Doruk, Beyza’ya bir küvetin içinde hipnoz uygulamaktadır. Daha sonra Doruk, Beyza’nın diğer üç alter karakterini birleştirmiş ve sonraki aşama için hazır olduğunu söylediği bir ses kaydı almaktadır başka bir evde. Fatih, Doruğun yerini tespit etmiş ve o eve gitmiş ancak gittiğinde ev boştur.

Sonra Doruk ve Beyza bir yere gelmiştir ve Doruk, Beyza’ya bir baygın bir adamı gösterip onun pedofili olduğunu anlatır aynısının ona da yapıldığını söyler. Doruk, Beyza’yı o adamı bırakırlarsa diğer çocuklara da tecavüz edeceğini veya onu orada öldürebileceğini söyler. Beyza elinde bir bıçak ile onu öldürmeyi düşünürken tam bu sırada Fatih de onların olduğu depoya gelmiştir. Beyza bunu yapamayacağını söyleyip bıçağı atar ancak Doruk bıçağı alır ve adamın boğazına vuracakken Fatih gelir ve silahını ona doğrultmuşken Doruk o adam ile konuştuğu ses kayıtlarını Fatih’e dinletir. Fatih daha fazla yaklaşırsa onu vuracağını söyler ancak Beyza, Fatih’i Doruğun tabancasını yerden alarak onu sırtından vurur. En sonunda ise Beyza’nın Fatih’i öldürmesiyle film son bulur ancak bu sefer gerçekten öldüren kişi Beyza’nın ta kendisidir.

“Beyza’nın Kadınları” Filminin Psikolojik İncelemesi

Film süresince Beyza’nın “kadınlarının” arasındaki çatışmayı görmekteyiz. Filmin analizinde önce filmdeki Beyza’nın travmaları ve neden birden fazla kimliğe sahip oluduğunu ve bu kimliklerin hangi durumlarda ortaya çıktığını ele alınacaktır. S. Salin Zoroğlu’na göre çocuklar fiziksel, cinsel ya da psikolojik saldırganlığa karşı, istismara, tacize karşı kendilerini koruyamayacak kadar güçsüzdürler. Bu travmaların çoğu zaman çocuğun yaşamını devam ettirdiği ortamda oluştuğu ve özellikle en yakınları tarafından bulunmuştur. Bu nedenle fiziksel olarak kaçmak ve kurtulmak zaten imkansız olacağı gibi, ne bununla mücadele etmek ne de bu travmaları kabul etmek mümkün olacaktır.

Bu durumlarda otomatik ve primitif psikobiyolojik bir savunma sistemi olarak dissosiyasyon, yaşanılan travmanın fiziksel ve ruhsal etkilerinin uzaklaştırılmasını sağlar. Travma ile ilgili her şey adeta paketlenip bilinçten koparılır ve normal şartlarda hatırlama yoluyla erişilemeyecek bir derinliğe gömülür. Böylece dissosiyasyon fiziksel ve ruhsal travmaya karşı bir koruma işlevi görür. Çocuklar tekrarlayıcı bir şekilde travmatize edildiklerinde, bu savunma sistemi ya anormal bir şekilde ya da aşırı derecelerde kullanılır. Bunun bir sonucu olarak da dissosiyatif bozukluk ortaya çıkmaktadır (Anadolu Psikiyatri Dergisi, 2000).

Burada bahsedilen “Savunma mekanizması” kavramından ilk kez Sigmund Freud 1894 yılındaki “Neuro-Psychoses of Defense” adlı kitabında bahsetmiştir. Freud, ilk olarak savunma terimine histeri nevrozu içinde psikopatolojik bir anlam verir ancak daha sonra 1915 yılında savunma mekanizması terimini her bir çatışma durumunda bilinçdışı kullanılan ve patolojik olmayan genel bir ruhsal mekanizma şemsiye terimi olarak kullanmıştır. (Cramer, 1987; Freud, 1957a; 1962). Anna Freud 1936 yılındaki “Ego and The Defense Mechanisms” kitabında, Freud’un bahsettiği savunma mekanizmalarını daha geliştirmiş, detaylandırmış ve nedenine dair psikanalitik açıklamalar getirmiştir (Freud, 2004).

Anna Freud’a göre savunma mekanizmaları egonun istenmeyen ve kaygı yaratan durumlardan uzaklaşmasının yanı sıra dürtüsel davranışlar, duygular ve içgüdüsel istekler gibi içsel gerilimler üzerinde kontrol sahibi olmasını sağlayan psikolojik süreçlerdir (Freud, 2004) DSM IV-TR’ye göre (APA, 2000) savunma mekanizmaları, kişileri iç ve dış tehlikelere ya da sorunlara karşı koruyan ancak, kişilerin sıklıkla bu mekanizmaların işleyişlerinin farkında olmadığı otomatik psikolojik süreçler olarak tanımlanmaktadır. (Yılmaz ve ark., 2007). Ego bütünlüğünün bozulmaması için semptom dediğimiz uzlaşmaların oluşumuna yol açmaktadır. Bu saplantılı kullanım dürtüsel istemin stereotipik geri dönüşlerinde hep aynı biçimde yinelenir. Bu nedenle belli nevrotik durumlar ile belli savunma mekanizmaları arasında bir ilişki olduğu düşünülmektedir (Freud, 2004)

Beyza'nın Kadınları
Beyza’nın Kadınları filminden Demet Evgar

Bu duruma farklı karakterlerin farklı durumlarda ortaya çıkmasını yani suçluluk duygusunun baskın olduğu zamanlarda Rabia karakterinin, dişiliğin ön plana çıktığı zamanlarda ise Dilara karakterinin ortaya çıkmasını örnek gösterebiliriz.  Disosiyasyon (Dissociation): Bireyin daha uyumlu ego savunma mekanizmaları ile başedemeyeceği travma durumlarında (cinsel istismar, tecavüz vb.) bölme ve bastırma mekanizmaları  egoyu parçalara böler ve bastırır. Dissosiyatif amnezi, dissosiyatif füg, depersonalizasyon ve dissosiyatif kimlik bozukluğu gibi durumlara yol açabilir. (Alpert, 1991). Beyza, yetiştirme yurdunda Pakize Anne dedikleri kadının defalarca tecavüzüne uğraması sonucunda travmalar yaşamış ve bunların üstesinden gelememiştir. Bu nedenle Beyza’nın disosiyasyon savunma mekanizması devreye girmiştir.

Savunma mekanizmaları kavramını ve savunma mekanizmalarının psikopatoloji ile olan ilişkisini anlamak üzere klinik araştırmalarda klinik görüşmeler, öyküler, projektif testler, otobiyografiler ve anketler gibi çok çeşitli yöntemler kullanılmıştır (Yılmaz ve ark., 2007). Bu yöntemlerden bazıları; Vaillant‟ın (1976) kısa hikayeler kullandığı görüşmeye dayalı değerlendirme yöntemi, Perry ve Cooper‟ın (1989) kullandığı gözlemci değerlendirmesine dayanan Savunma Mekanizmaları Değerlendirme Ölçekleri ve Bond, Gardner ve Cristian (1983)’ın Savunma Biçimleri Testi’dir (SBT). Bu araştırmada savunma mekanizmalarının tespitinde Bond ve arkadaşlarının geliştirdiği ve daha sonra Andrews, Singh ve Bond (1993)’un son halini verdiği SBT’ nin 40 maddelik formu (SBT-40) kullanılmıştır. SBT-40’daki savunmalar immatür, nevrotik ve olgun savunma biçimleri şeklinde üç boyutta toplanmıştır. Savunma mekanizmaları kümeleri başlığında bu üç kategoride bulunan savunma biçimleri ele alınmıştır.

Beyza’nın Kadınları Filminin Karakterlerin Analizi:

Yani burada aslında dissosiyasyon bir patoloji olmaktan çok bir savunma mekanizmasıdır. Beyza annesinin kaybından sonra babası ona bakabilecek durumda olmadığı için yetimhanede büyür. Bu süreçte yetimhanede Pakize Anne dedikleri bir kadın Beyza’ya defalarca tecavüz etmiştir. Daha sonra başka bir aileye evlatlık verilen Beyza bu olayı unutmak istese de unutamaz ve zamanla Beyza’nın benliği parçalanmaya başlar (Zoroğlu ve ark…). Bu problemleri aşamayan Beyza’nın zihni, kendisini korumak için farklı kimlikler geliştirmiştir (Alpert, 1991).

Beyza’nın Kadınlarında diğer bir karakter olan Elif ise sürekli geceleri uyku sırasında idrar kaçırmaktadır. Bu da annesi Serap’ın istismarı sonucu ortaya çıkmıştır. Serap bir hayat kadınıdır ve Elif’in yanında fuhuş yapmaktadır ayrıca çocuğun ihtiyaçlarını tam olarak karşılayamayıp kendisinden yani annesinden mahrum bırakmaktadır. Bu durum da Elif’te Enürezis Noktürna Sendromuna yol açmıştır. (Gülsün ve Ark, 2006)  Noktürna Sendromu, çocukluk döneminin en yaygın olarak görülen hastalıklarından birisidir.DSM-IV bu hastalığı 5 yaşından büyük çocukların, uyku esnasında istemsizce ve tekrarlayıcı bir şekilde idrar kaçırması olarak tanımlamıştır. En az üç ay süre ile en az haftada iki defa görülmesi gerekmektedir. Özellikle bu durumun sosyal çevre nedeniyle oluşan bir sıkıntı sebebiyle olup bu durumun başka herhangi bir tıbbi hastalık ile bağlantılı olmaması gerekir. (Gülsün ve Ark, 2006) 

Beyza’nın karakterlerini kısaca anlatmak gerekirse; Dilara: Cinselliğe düşkün, cinselliği güç olarak nitelendiren, sigara bağımlısı bir kişilik.Dilara karakterinin dürtüsel hareketleri, tutarsız davranışları ve fazla cinsel eğilimi borderline olabileceğini düşündürmüştür. Öncelikle Dürtüselliğin ne anlama geldiğini açtığımızda Dürtüsellik (Impulsivite), ortama uygun olmayan, çok riskli, üzerinde çok düşünülmemiş yani planlanmamış ve genelde istenilen şekilde sonuçlanmayan yani genellikle olumsuz sonuçları olan davranışlardır.

Dürtüselliğin semptomları sabırsızlık, dikkatsizlik, düşük hesaplama ve dışa dönüklük ile kendisini belli eder. Bu durum ise beyindeki prefrontal korteks ile orbitofrontal korteksteki bir bozukluktan kaynaklanır. Orbitofrontal korteks bireyin davranışlarıyla ilgili bilgiler ile davranışı yölendiren lobtur. Bu nedenle frontal lob hasarı olan kişilerde çok sık rastlanır. Dürtüselliklte rol alan temel nörostranmitterler, seratonin, dopamin ve noradrenalin gibi ketleyici, davranışı sürdürmeye yardımıcı ve dikkat üzerinde etkili olan nörotransmitterlerdir (Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 2012).

DSM-IV ‘e baktığımızda Sınırda Kişilik Bozukluğu (Borderline Personality Disorder) farklı durumlar altında meydana gelen, genellikle genç erişkinlik döneminde başlayan, benlik algısı ve affectinde (duygulanımında) tutarsızlık ve dürtüselliğin görüldüğü sürekli bir bozukluk olarak tanımlanmaktadır (Klinik Psikiyatri, 2008). DSM-IV tanı ölçütlerine baktığımızda ise bu bozukluğa sahip olan kişiler terk edilmekten kaçınmak için sürekli çaba sarf ederler ve tutarsız ilişkiler gösterirler. Benlik algıları çok tutarsız olup, yoğun öfke hisseder ve paranoid düşünceleri olmaktadır. İntihar eğilimleri de yüksektir ayrıca (Klinik Psikiyatri, 2008). Bu tanımlamaya baktığımızda Dilara karakteri, dürtüsel hareketlere ve tutarsız özelliklere sahiptir. Ve şiddet eğilimi yüksektir. Bunu Beyza’nın Kadınları filminin açılış sahnesinde görebiliyoruz; Dilara, bir adamla birlikte olup adama saldırır. Rabia: Dindar bir kişiliktir.

Ayla: Ayla aslında Beyza’nın çocukluğudur. İsmini sonradan Beyza olarak değiştirmiş ancak Ayla’dan kurtulamamıştır. Ayla Beyza’nın içe kapanık, çocuk tarafıdır. Ayla’nın bu içe kapanık olma durumunu, Beş Faktörlü Kişilik Kuramı’na göre inceleyebiliriz. Big Five (Beş faktörlü kişilik modeli) ile ilgili literatüre baktığımızda, Fuller ve Marler (2009), meta analiz çalışmasında kişiliğin ileriye dönük yordayıcısı olarak bu Beş Faktör’ü şöyle tanımlamıştır; Dışa Dönüklük, Açıklık, Sorumluluk, Duygusal Dengesizlik ve Uyumluluk olduğunu ortaya koymuşlardır. Krüger (2009). Açıklık, yeni tecrübelere açık olmaya işaret eder. Sorumluluk, öz disiplin eğilimi, başarı için azimli olmayı vurgular. Dışadönüklük ise diğerlerinin ortaklığını aramaya eğilim ve olumlu duyguları belirtirken Uyumluluk, yardıma hazır olmayı vurgular ve son olarak Duygusal Denge ise öfke, kaygı, bunalım veya alınganlık gibi olumsuz duyguların üstesinden kolaylıkla gelebilme eğilimini temsil eder.

Bu bağlamda Beyza’nın Kadınları incelediğinde ana karakterin yaşadığı travmalar sebebiyle Duygusal Dengesini sağlayamamakta yani öfke, kaygı ve bunalımın üstesinden gelememiştir. Bu durumda Ayla karakterine baktığımızda travmaların etkisiyle bunalımda bir karakteri vardır. Dışa dönüklük özelliği olan başka insanlardan yardım aramayı başaramaz çünkü Pakize “Anne” dedikleri kendilerine yakın olması gereken kişi tarafından tecavüze uğramıştır. Bu nedenle dışarıdan yardım isteyememektedir ve yeni durumlara, insanlara karşı da güveni kırılmıştır yani açık da olamamaktadır Ayla. Bütün bunların sonucunda ortaya bir bozukluk çıkmıştır; İçekapanıklık.

Filmin ilerleyen dönemlerinde görüyoruz ki Dilara, aslında Beyza’nın müzik öğretmenidir. Rabia ise Beyza’nın korucuyu meleği, dindar bir kadın olan Rabia Çınar adlı bir kadındır. Beyza bu kadınlar ile özdeşmiştir ve kişiliklerini bunlardan almıştır. Dişiliğin ön plana çıktığı durumlarda Dilara karakteri kendini gösterirken, suçluluk duygusunun yoğun olduğu durumlarda ise Rabia karakteri kendisini ortaya çıkartır. Film boyunca karakterler birbirleriyle çatışmaktadır. Rabia, Dilara’nın cehennemde yanacağını söylerken Dilara ona gülüp geçmiştir.

Sonuç:

Beyza’nın Kadınları filmi bir kreşte öğretmenlik yapan Beyza’nın, çocukluğunda tecavüze uğramasının, ebeveyn kaybının ve başka bir aileye evlatlık verilmesinin travmalarının sonucu olarak, bunlardan kurtulmak için alter kimlikler oluşturmasını anlatır. Farklı durumlarda farklı kimliklerin ortaya çıkması, uzun süre eve gelmeyişi, meslek hayatını, evlilik hayatını, kısaca tüm hayatını olumsuz etkilemektedir. Psikiyatrist olan eşi ona hipnoz uygulayarak alter kişiliklerini Beyza’da birleştirir.

Çoklu Kişilik Bozukluğuna sahip olan hastalara özel bir şekilde ilgilenilmeli ve gözlem altında tutulmalıdır. Hatta öyle ki bu bozukluğa sahip bir suçlu o kadar başarılı bir Dissosiyasyon taklidi yapmıştır ki uzun bir yıl hiç suç almamıştır. Beyza’nın Kadınları filmi kişilik bozukluğu tanısı almış bireylerin terapi sürecinde kullanılabilir.

Daha fazla film analizi için tıklayınız… https://bilimfeneri.com/category/analizler/
Beyza’nın Kadınları filmin IMDb sayfası için tıklayınız… https://www.imdb.com/title/tt0476148/
Beyza’nın Kadınları filminin fragmanı için tıklayınız… https://www.youtube.com/watch?v=xjL-L_4B0BU
Beyza’nın Kadınları filminini izlemej için tıklayınız… https://www.youtube.com/watch?v=OI5m2KeNRlA

Kaynakça:

Alpert JL. (1991) Retrospective Treatment of Incest Victims: Suggested Analytic Attitudes. The Psychoanalytic Review, 78, 425-435.
Amerikan Psikiyatri Birliği (2000) Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders DSM-IV-TR (2. Baskı). (E. Köroğlu, Çev.). Ankara: Hekimler Yayın Birliği.
Andrews G, Singh M, Bond M. (1993) The Defense Style Questionnaire. The Journal of Nervous and Mental Disease, 181(4), 246-256.
Arkonaç O, Koçak İ. (1986) Dissosiyatif Bozukluklar. Düşünen Adam Dergisi, 1(8), 48-52.
Brown GR, Anderson B. (1991) Psychiatric Morbidity in Adult Ġnpatients With Childhood Histories of Sexual And Physical Abuse. American Journal of Psychiatry; 148, 55-61.
Anadolu Psikiyatri dergisi 2000; 1(4):197-206
Gülsün M, Doruk A, Evrensel A, Baykız Fuat A, Dusunen Adam The Journal of Psychiatry and Neurological Sciences 2006;19:131-136
Yazıcı K, Yazıcı AE. Dürtüselliğin nöroanatomik ve nörokimyasal temelleri. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar 2010; 2:254-280.
Hollander E, Evers M. New developments in impulsivity. Lancet 2001; 358(9286):949-950.
Akiskal HS, Yerevanian BI, Davis GC ve ark. (1985) The nosologic status of borderlineborderline personality: clinical and polysomnographic study. Am J Psychiatry, 142: 192-198.
Lewis DO, Yeager CA: Abuse, dissociative phenomena, and childhood multiple personality disorder, Child Adolesc Psychiatr Clin Nortah Am 1994; 3:729-743.
Freud A. (2004). Ben ve savunma mekanizmaları. (Çev. Yeşim Erim), İstanbul: Metis Yayınları.
Freud, S. (1962). The Neuro-Psychoses of Defence. İçinde (J.A. Strachey. Ed.)The Standard Edition of the Complete Psychological Works of Sigmund Freud, Volume III (1893- 1899): Early Psycho-Analytic Publications (ss. 41-61).

#Beyza’nın Kadınları #Film Analizi #Psikoloji #Patoloji